Hangi Probiyotik Supplementini Almalıyım?

Probiyotik ürünlerini mide floranızı doğrudan etkiler. Bu sebeple doğru prebiyotik ürününü seçmek oldukça önemli. İşte doğru seçim için öneriler.

Probiyotiklerin doğru bağırsak florası oluşturma üzerinde oldukça önemli etkilerinin olduğunu şu yazıda konuşmuştuk. Peki doğal probiyotik kaynaklarının yanında probiyotik supplementi alacak olanlar ne yapmalı?

İşte soru işaretleri bu noktada belirmeye başlıyor.

Çünkü bireyler hangi probiyotik ürünü seçeceğini bilmiyor. Zira bu gayet doğal. Probiyotik ürünlerin içerisinde bulunan bakteri bileşimi, miktarı ve ürün haline gelme süreçleri faydayı etkileyen en önemli faktörlerden.

Bu yazıda probiyotik supplementleri seçim kriterlerinden, probiyotiklerin içerisinde bulunan bakteri bileşimine, probiyotik seçerken dikkat edilmesi gerekenlerden, probiyotik ürünlerinin hazırlanma sürecine kadar birçok konuya değinecek, soruları cevaplayacağım.

Sonuç olarak bu yazı ile beraber doğru probiyotik supplementini seçmeyi öğreneceksiniz.

Hazırsanız başlıyoruz!

Probiyotik supplementinin seçimi neden önemli?

Mide florasının birçok hastalık ile ilişkili olduğunu ve oldukça fazla sağlıklı yaşam elemanını etkilediğinden bağırsak florası rehberinde bahsetmiştim. Buraya kadar hemfikiriz.

Ama konu “faydalı bakteri grubuna giren herhangi bir bakteri tipini al ve daha sağlıklı yaşamaya, hızlı kilo vermeye, hastlalıklardan korunmaya başla.” düşünce sistemi kadar kolay değil.

Maalesef.

Bağırsaklarınızda bulunan bakteriler çoğu zaman denge içinde bulunur. Bu denge içinde yüzlerce farklı bakteri tipi farklı etkilere neden olur. Aynı zamanda etkinlikleri sayıları ile orantılı olduğundan çok farklı kombinasyonlara sahiptirler.

İşte tam olarak burada doğru probiyotik seçiminin önemini görüyoruz. Çünkü farklı görevlere sahip bu bakterilerden istenilen etkiyi almak için onları doğru şekilde yönetmelisiniz. Doğru şekilde yönetmenin yolu ise doğru bileşime sahip probiyotik ürününü seçmekten geçiyor.

Ürünün doğru bileşime sahip olması ise tamamen güvenli ve faydalı olduğu anlamına gelmiyor.

Burada bir diğer önemli nokta ise probiyotik supplementinin üretimi ve saklanması sırasında sağlanan imkanlar. Doğru bakteri tipini üretim sürecine almanız onu doğru şekilde bağırsağa ulaştırabileceğiniz anlamına gelmiyor zira.

Bakterilerin kapsül içine nasıl geldiğinden, kapsülün tipine, ürünün tarihinden, ambalaj ve saklama koşullarına kadar birçok farklı husus fayda sürecini etkiliyor.

Şuan probiyotik supplementi seçerken neden dikkatli olmanız gerektiğini anladığınıza eminim. Gelin seçim kriterlerine geçelim.

Dr Can Avatar

Dr. Can'ın YouTube Kanalı!

Sizin için hazırladığım videoları kaçırmamak için youtube kanalıma abone olmak için buraya tıklayın.

Probiyotik supplementi seçerken nelere dikkat edilmeli?

Bağırsak florasının önemini anladıktan sonra bir probiyotik ürünü almak istediniz. Herhangi bir eczaneye gidip reyona yaklaştınız ve aklınıza “hangisini almalıyım?” sorusu geldi.

İşte sorunun cevabını oluşturacak, seçim yapmadan önce inceleyeceğiniz özellikler:

  • Ürünün içinde bulunan organizmaların tipleri,
  • Bulunan organizmaların sayısı,
  • Probiyotiklerin ürün haline gelme süreci,
  • Saklama koşulları ve son kullanma tarihi.

Gelin bu özellikleri inceleyelim.

Probiyotik supplement seçimi: Organizma tipi

Her bakteri bağırsak florasında benzersiz bir görevi üstlenir. Bu sebeple hedefe yönelik bakteri tipi seçimi oldukça önemli. Yani koşulsuz tek bir doğru bakteri tipi yok.

Önemli sorunlara yönelik üstün özelliklere sahip bazı bakteri tipleri şöyle sıralanıyor.

İshal için “Lactobacillus casei” yada “Lactobacillus rhamnosus” tercih edilebilir. Bu iki organizma özellikle antibiyotik ve seyahat ishalinde oldukça etkilidir.

İrritabl bağırsak sendromu için net bir probiyotik tipi yok. Ama şikayetlerin giderilmesinde etkili olduğu gösterilmiş “Lactobacillus plantarum” kullanılabilir. İkinci tercihim ise “Saccharomyces boulardii” olacaktır.

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için benim tercihim “Bifidobacterium bifidum” ve “Bifidobacterium lactis” ikilisi. Bu iki bakteri bağışıklık sistemi tepkisini güçlendirerek hastalıklar ile savaşta önemli bir yerde yer alıyor.

Laktoz intoleransı için “Lactobacillus bulgaricus” ve “Lactobacillus acidophilus” kullanılabilir. Görevi ise mayalanarak size rahatsızlık veren laktozu parçalamak olan bu iki bakterinin probiyotik olarak alımı laktoz intoleransını ciddi şekilde azaltır.

Bu konuda yanlış anlaşılmak istemiyorum. Sizlere mucize vaadetmiyorum zira. Probiyotik kullandıktan sonra aniden eskisinden daha sağlıklı olmayı bekliyorsanız yanılıyorsunuz.

Probiyotikler uzun vadede daha sağlıklı bir bedene sahip olmanıza yardım edecek doğru bağırsak florasını oluşturmaya yardım ederler. Bu sebeple beklentileri doğru belirlemek oldukça önemli.

Burada sorun bazlı öneriler daha etkili olsa da çoğu zaman bakteri tercih imkanı kısıtlı. Bu sebeple önerdiğim bir bileşim var. Bu dört bakterilik bileşimden en az üç tanesini bulunduran bir ürün seçmeniz mantıklı olacaktır.

Aşağıda sıraladığım bakteriler genel olarak sağlıklı bağırsak floralarında baskın olarak gördüğümüz tipler. Ayrıca klinik tecrübem bu bakteri tiplerinden alınan faydanın daha fazla olduğunu gösteriyor.

İşte benim doğru probiyotik ürün bileşimim:

  • Lactobacillus acidophilus
  • Lactobacillus casei
  • Bifidobacterium bifidum
  • Bifidobacterium longum

Probiyotik supplement seçimi: Organizma sayısı

Bir savaş alanı hayal edin. Komutan sizsiniz ve dost birliklerin desteğe ihtiyacı var. Etkili bir şekilde destek sağlamak zorundasınız. Gidecek birlikleri seçtiniz.

Peki kaç kişi göndereceksiniz?

Bence kişi sayısına karar verirken dikkat etmeniz gereken yegane şey gönderdiğiniz birliğin özelliği. Zira her birliğin dayanıklılığı ve etkili olduğu sayı farklı.

İşte bağırsaklarınız içinde aynı kurallar geçerli. Bir savaş var ve faydalı bakterilere destek göndereceksiniz. Göndereceğiniz bakterilerin hepsi farklı sayılarda etkililer.

Ama burada tüm bakteri tipleri için optimal koloni sayısını vermem mümkün değil. Çünkü çok fazla bakteri ve alt tipi var.

Net sayı verememem size yol gösteremeyeceğim anlamına gelmiyor.

Burada en kötü senaryoyu düşünmemiz gerekiyor. En kötü senaryo ise aldığınız probiyotiklerin etkisiz kalması. Etkisizlik sınırı ise minimum 3-5 milyar CFU’dur. Bu değerin altında probiyotik içeren ürünleri tercih etmemeniz daha mantıklı olacaktır.

Probiyotik supplement seçimi: Ürün haline gelme süreci

Bakterileri seçmek, yeterli miktarda kullanmak ile beraber, bağırsağa doğru ulaştırmakta etkinlik hususunda oldukça önemli. Bu sebeple fabrikadan, kişinin midesine kadar doğru bir yolculuk gerekiyor.

Öncelikle probiyotiklerin üretim şekillerine değinmek gerekiyor. Bazı firmalar toz ve sıvı probiyotik üretimine yoğunlaşsa da benim önerim enterik kaplı kapsüller olacak. Enterik kaplı kapsüller mide asidinden bakterileri koruyarak bileşimin bağırsakta açılmasını sağlar.

Bu sebeple enterik kaplı kapsüller daha az bakteri kaybı ile beraber daha iyi bir ağız-bağırsak yolculuğunu garantiler.

Ardından paketleme geliyor. Birçok probiyotik ürünü sıcaklığa ve ışığa dayanıksızdır. Bu sebeple paketlemenin ışık görmeyecek şekilde yapılmış olması oldukça önemli. Bu sebeple özel cam şişelerde sunulan probiyotikler benim için tercih sebebi.

Dağıtım ve saklama konusu ise tamamen karanlık nokta. Zira hiç kimse taşıma koşulları hakkında bilgi sahibi değil. Sadece bazı firmalar özel olarak kendi taşıma araçları ile eczanelere sevk gerçekleştiriyor. Bu sebeple alanında tanınmış ve eczanelere direkt satış yapan üreticileri tercih ediyorum.

Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise son kullanma tarihi. Probiyotik ürünleri oldukça hassaslar. Bu sebeple üretim ile tüketim arasında geçen süre mümkün olduğu kadar az olmalı.

Sonuç olarak probiyotik supplementi seçerken dikkat etmeniz gereken yegane şey ürünün doğru bakteri kombinasyonu ile yeterli sayıda organizma içermesi, hazırlama sürecinin iyi incelenmiş ve titizlikle yapılmış olmasıdır.

Bu önerilerle alacağınız probiyotik supplementlerinin sizin için maksimum fayda sağlayacağına inanıyorum.

icon

Mobil Uygulamamızı İndirin!

Dr. Can tarafından tasarlanmış, Fitekran sağlık rehberi uygulamasını indirmek için tıklayın!

Dr Can Avatar

Dr. Can Çiftçi Hakkında

Eğitimini Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde tamamlayan Dr. Can kar amacı gütmeyen ve tarafsız bir girişim olan Fitekran.com sitesini 2013 yılında kurdu. Obezite, onkoloji beslenmesi, fitoterapi, sporcu sağlığı, nadir hastalıklar, fonksiyonel tıp ve patofizyoloji ile ilgilenen Dr. Can kendi kliniğinde fitoterapi uzmanı ve konsültan hekim olarak çalışmaktadır.